8 Eylül 2012 Cumartesi

Florya'da Duran Kalp: Dursun Özbek






Son zamanlarda yeşil sahalarda duran kalpler çoğaldıkça yıllar öncesinden bir isim gelir hemen aklıma 16 yaşında Florya’nın yeşil çimlerinde kalbi futbol ve sarı kırmızı için çarparken duran: Dursun Özbek…

Jupp Derwall’nin  Türkiye Anıları kitabının ilk sayfasını açtığınızda hazinli bir hikâyeyle merhaba der yaşlı kurt… Dursun’u O günü, Yaşanılanları, çaresizliklerini, vazgeçişlerini anlatır…

Ne tesadüftür ki yine bir salı günü Eskişehir'den gelen haberle düştü aklıma Dursun Özbek. Kimilerinin unuttuğu ,kimilerinin bilmediği Dursun Özbek için kitabı tekrar açıp  taşıdım buraya...


6 Eylül 2012 Perşembe

Onca Yıl Sen Burada Onca Yıl Ben Burada



hiçbir neden yokken,
ya da biz bilmezken tepemiz atmış
ve konuşmuşuzdur...
onca neden varken
ve tam sırası gelmişken
hiçbirşey yapmamış
ve susmuşuzdur...
aynı anda aynı sessiz geceye doğru
içim sıkılıyor demişizdir
aynı sabaha uyanırken
kimbilir
aynı düşü görmüşüzdür
olamaz mı?
olabilir.

5 Eylül 2012 Çarşamba

Kimseye Etmem Şikayet, Ağlarım Ben Halime


Ülkem insanının gazeteyi alır almaz ilk açtığı sayfadır son sayfalar, ilk okuduğu haberlerdir büyük resimler altındaki minicik haberler. Ülkenin siyasi, ekonomi gündeminden bile önce gelir spor, futbol. Hal böyle olunca da kültür, ekonomi basını olmayan yerde doğal olarak bir zorunluluk olarak kendine çok kolay yer açtı Spor Medyası. Medya Patronlarının iştahını açan, reklam gelirlerini artıran, okuyucu sayısını artıran ,karlılıklarını etkileyen sektorde geçmişten günümüze gelinceye kadar takımlar gibi onlarda sistemlerini, taktiklerini, kurallarını değiştirdi.

3 Eylül 2012 Pazartesi

KurşunKalem Başkaldırırsa



Başucunuzda duran  bazı kitaplar vardır hani okurken bitmesin diye usulca okuduğunuz, kendi hayatınızdan bir şey bulduğunuz , her cümlenin altını çizmek istediğiniz, yazarın yerinde olmak için can attığınız..

1 Temmuz 2012 Pazar

Aşk Üzerine Söylenmemiş Her Şey



her şey yarım kaldı yine ne tuhaf
aşk yarım, nefret yarım, hayat yarım...
her şeyde biraz seni bulurum,
nerede olsam aklımdasın biraz..
kimse bilmez, kimse duymaz
bir tek ben bilirim seni sevdiğimi...
bir de sen bilirsin biraz..

11 Ekim 2011 Salı

AZ'dan ÇOK'a yoksa ÇOK'dan AZ'a mı...


Bazen bir söz, bazen bir ses, bazen birisi vesile olur değişime. Hani derler ya bir kitap okudum hayatım ya da bir insan gördüm kitabım değişti diye.. Bugünlerde ki beni nasıl da güzel açıklıyor bu cümleler...Hayatımla   ilgili yeni tanımlar bulmaya , bulduklarıma anlam yüklemeye koyuldum nedensizce... Belki eski tanımlar beni tatmin etmediği içindir yenileri arama sebebim.
Kimbilir belki de bunca zamandır yüklemediğim anlamlar terketmişlerdir beni,yüklenecek başka hayatlar bulmaya gitmişlerdir kimbilir...
İşin açıkcası sormadım kendime "neden" diye. Hayatı, kendimi,insanları bu kadar çok sorgularken ve sonunda hayal kırıklıklarımı yapıştırken bu sefer farklı olsun istedim...
Bu günlerde bazı satırlar anlam katıyor, yorumlatıyor, kolaylaştırıyor  hayatı bana , o yüzden uçmasın hep benimle kalsın diye AZ'da olsa  bir kaç satır burda benimle olsun istedim....