20 Ekim 2012 Cumartesi

Gündüz Düşleri



Futbolculuğu bir başkadır, antrenörlüğü daha bir başka. Yazarlıkta ustadır. Gerçek bir beyefendi, bir büyük başöğretmen, saygın bir futbol adamıdır. Geçmişten günümüze esintiler yansıtan bir efsane kahramandır. Ölçülü, bilgili, engin kültürlü ve görgülüdür. Döneme imza atanların başında o gelir. Çünkü o, her yönüyle Türk futbolunun temel taşı sayılabilecek bir değerdir.

Fotoğraftan karakter tahmini yapmak mümkün müdür?  Bilimsel olarak olmasa bile, insanların bazı fotoğraflarının, bize gerçekten de o şahsın kişiliğiyle ilgili çok önemli ipuçları sunduğu oluyor Hemen örnek vermek gerekirse; Metin Oktay’ın seyircinin tezahüratına karşılılık mahcup bir ifadeyle yere bakarak sağ eli ile kalbini tutup, kendince seyircilerine teşekkür bildiren fotoğrafı... Yusuf Tunaoğlu’nun her daim objektife baksa bile uzaklara dalıp giden gözleri... Basri Dirimlili’nin maç bitiminde, yorgun ama mağrur, forması ter, kan ve çamur karışımıyla lekelenmiş halde, alnındaki bandajla bir fotoğraf karesine sığan hikayesi... Baba Hakkı’nın formasının üzerine giydiği süveteriyle objektiflere yansıttığı o otoriter poz. Hepsi şimdilerin ışıltılı ve TV kameralı dünyasının sahte gerçekliğinin karşısında tarihe düşülmüş vecizeler sanki.

13 Eylül 2012 Perşembe

Aslında En Kral Oydu!


Bir futbolcuyu anarken, sadece yeteneklerini değil, sakinliğini, efendiliğini, dürüstlüğünü ve zarafetini hatırladığımız kaç isim var? Ya da soruyu farklı şekilde sorarsak; bir insanın bünyesinde hem yeteneği hem de bu özellikleri birleştirmesi mümkün mü?

Türkiye sınırları içinde bu soruya verilecek en hızlı cevap, tuttukları takımın rengi ne olursa olsun, yaşı
Kırkı aşkın olan futbolseverlerin ağzından aynı anda ses buluyor: Metin Oktay…
O kraldı ve hâlâ kral.

8 Eylül 2012 Cumartesi

Florya'da Duran Kalp: Dursun Özbek






Son zamanlarda yeşil sahalarda duran kalpler çoğaldıkça yıllar öncesinden bir isim gelir hemen aklıma 16 yaşında Florya’nın yeşil çimlerinde kalbi futbol ve sarı kırmızı için çarparken duran: Dursun Özbek…

Jupp Derwall’nin  Türkiye Anıları kitabının ilk sayfasını açtığınızda hazinli bir hikâyeyle merhaba der yaşlı kurt… Dursun’u O günü, Yaşanılanları, çaresizliklerini, vazgeçişlerini anlatır…

Ne tesadüftür ki yine bir salı günü Eskişehir'den gelen haberle düştü aklıma Dursun Özbek. Kimilerinin unuttuğu ,kimilerinin bilmediği Dursun Özbek için kitabı tekrar açıp  taşıdım buraya...


6 Eylül 2012 Perşembe

Onca Yıl Sen Burada Onca Yıl Ben Burada



hiçbir neden yokken,
ya da biz bilmezken tepemiz atmış
ve konuşmuşuzdur...
onca neden varken
ve tam sırası gelmişken
hiçbirşey yapmamış
ve susmuşuzdur...
aynı anda aynı sessiz geceye doğru
içim sıkılıyor demişizdir
aynı sabaha uyanırken
kimbilir
aynı düşü görmüşüzdür
olamaz mı?
olabilir.

5 Eylül 2012 Çarşamba

Kimseye Etmem Şikayet, Ağlarım Ben Halime


Ülkem insanının gazeteyi alır almaz ilk açtığı sayfadır son sayfalar, ilk okuduğu haberlerdir büyük resimler altındaki minicik haberler. Ülkenin siyasi, ekonomi gündeminden bile önce gelir spor, futbol. Hal böyle olunca da kültür, ekonomi basını olmayan yerde doğal olarak bir zorunluluk olarak kendine çok kolay yer açtı Spor Medyası. Medya Patronlarının iştahını açan, reklam gelirlerini artıran, okuyucu sayısını artıran ,karlılıklarını etkileyen sektorde geçmişten günümüze gelinceye kadar takımlar gibi onlarda sistemlerini, taktiklerini, kurallarını değiştirdi.

3 Eylül 2012 Pazartesi

KurşunKalem Başkaldırırsa



Başucunuzda duran  bazı kitaplar vardır hani okurken bitmesin diye usulca okuduğunuz, kendi hayatınızdan bir şey bulduğunuz , her cümlenin altını çizmek istediğiniz, yazarın yerinde olmak için can attığınız..