9 Aralık 2010 Perşembe

Alıştıramadıklarımla Alıştım.....



Alışmaktan hep korktum...

Birine, birşeye, bir yere farketmeksizin alışmaktan ... Ama insanın hep korktukları başa gelirmiş ya bu hayatta da hep birine, birşeye ve bir yere alıştım hemde saniyesinde. Alıştığımın farkına vardığımda onsuz ne yapacağımı düşüncesiyle kendime işkence ettim. Ya biri giderse, ya birşeyim kırılırsa, ya yerime yeller alırsa diye felaket senaryolarıyla gecemi sabah yaptım. Gün geldi yine korktuğum başıma geldi gitti, kırıldı , yeller aldı.

20 Kasım 2010 Cumartesi

Sorularla Buldum Onu...

Yalnızlık...
Tekil mi yaşanır çoğul mu?
Korkulur mu , sevilir mi?
Sıcak mıdır, soğuk mu?
Hissedilir mi ,duyulur mu?
Acı mı verir , mutluluk mu?

17 Kasım 2010 Çarşamba

Harçlıklar Gitti Bayramlar Bitti...


Küçükken en sinirlendiğim sözlerin başında gelirdi ; dedemler, babamlar arkadaşlarıyla toplandığında "ahhh eski günler böyle miydi " diye başlayan ve devam eden cümleler. O eski ramazanlar, o  eski bayramlar ,o eski günler. O kadar kızardım ki işte bu günler de güzeldi ne farkı var diye itiraz edesim gelirdi.Geçmişte yaşananları bilmeden, küçüçük aklımda yapmak isterdim. Ama insan yaş alıp geçmişe bakınca dedemlerin,babamların bile yaşına gelmeden aynı sözleri söyler buldum kendime de çevreme de. Oysa bunları söylemek için daha erken değil miydi ?

9 Kasım 2010 Salı

İçimdeki Çocuğu Azat Edemem.....



Yeni bir yıla ne zaman yaklaşsam eskittiğim yıllar düşüyor aklıma. Nedensiz bilmem sanki o zamanlar daha mutluymuşum da benim  haberim yokmuş gibi geliyor. O anları yad ettikçe o zamanların gecikmeli mutluluğunu şimdi yaşıyorum gibi kandırıyorum kendimi.

3 Ekim 2010 Pazar

Bu Hayatta Bana En İyi Ben Geliyorum...


İhmal etmek...


Günlük hayatımızda ne kadar çok kullanırız bu kelimeyi aslında birilerini, bir şeyi, bir yeri sürekli ihmal ettiğimiz konusunda yakarır, şikayet ederiz. Ve her zaman kendimizin bile inanmadığı sözler verip bir daha ihmal etmeyeceğimiz konusunda yeminler ederiz. Nedenlerimiz hep aynıdır, ya işimizi, ya zamanı, ya da şehrimizi bahane ederiz. Ama bu keşmekeşlik arasında geriye dönüp baktığımızda kendimizi ihmal ettiğimizin farkına bile varmayız.